Anasayfa Kitaplars Araştırma - İnceleme Doğu Avrupa'da Türklük

 

           
  Doğu Avrupada Türklük  
  Laszlo Rasonyi  
         
  Orijinal Adı : -    
  Çeviri Dili : Türkçe    
  Çevirmen : Dr. Yusuf Gedikli    
  Sayfa Sayısı : 539    
  Yayım Yılı : 2006    
  Kağıt Cinsi : Enzo    
  Kapak Tipi : Amerikan Bristol    
  ISBN : 978-975-8839-42-X    
  Fiyatı : 30 TL    
 
Türkler, tarihleri boyunca genellikle 36-42. paraleller arasında yaşamışlar; dolayısıyla bu iklime, bu iklimdeki bitki örtüsüne alışmışlar, fakat bu çizginin dışına çıkanlar fazla yasama şansı bulamamış ve çoğu tarihten silinip gitmiştir.

Esasen halklar tarihten silinmezler. Sadece başka halkların arasına karışıp, erir giderler. İşte Doğu Avrupa'ya geçen Türklerin de akibetleri böyle olmuştur. Rusya, Bulgaristan ve benzeri yerlere giden yüz binlerce Oğuz, Kıpçak, Peçenek vb.leri zaman içinde, çevre halkları arasında azınlık durumuna düşerek, önce dinlerini, sonra milliyetlerini, arkasından dillerini kaybetmişler, ama arkalarında bir takım izler bırakmışlardır.

Bu izler, bu Türklük izleri hâlâ mevcut ve meşhur Türkolog Rasonyi, bu eserinde sizi işte bu izlerle tanıştıracaktır.
 
     
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
           
 
 

Editörün Yazısı

Kenar Mahalle Çocukları

Uygarlığın güya öncüsü ve kurucusu olduklarını savhunan Batılı bilim adamları, dünya halklarını medeniyet skalasında tasnife tabi tutarken, özellikle Türkleri, Amerika’nın yerli halklarını ve Afrikalı milletleri görmezden gelirler ve bazen de lutfedip incelenmeye değmez “kenar mahalle” kültürleri olarak takdim ederler. 

Devamı ...

Gumilev ve Zamanı

Lev Nikolayeviç Gumilëv (Gumilòff okunur) 80. doğum yıldönümünü kutlarken "artık bütün Rusya'da meşhur oldumdiyordu kendi kendine ama ne akademik çevreler, ne de geniş halk kitleleri seksen yaşındaki bir adamın doğum gününe fazla itibar etmemişlerdi. Yüzüne karşı ve hatta arkasından "üstad-ı azam" diyorlardı ama kitaplarını ellerine almaktan korkuyorlardı. 

Devamı ...

Biruni ve Zamanı

4 Eylül 973 yılında Batı Harezm’in başkenti Kat şehrinebağlı bir köyünde veya bizzat başkentin bir kenar mahallesinde, muhtemelen fakir bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen bir bebeğin, yıllar sonra adını tarihe altın harflerle kazıttıracak, allâmeler allâmesi, üstatlar üstadı olacağını o zamanlar kimse tahmin bile edemezdi.