Anasayfa Kitaplars Araştırma - İnceleme Ermeni Kaynaklarında Türkler ve Moğollar
           
  Ermeni Kaynaklarında Türkler ve Moğollar  
  Hasan Oktay  
         
  Sayfa Sayısı : 344    
  Yayım Yılı : 2007    
  Kağıt Cinsi : Enzo    
  Kapak Tipi : Amerikan Bristol    
  ISBN : 978-975-8839-49-7    
  Fiyatı : 20 TL    
         
         
         
 
Ermeni kaynaklarında ve kitapta geçen “Tatar” kelimesi Türkler yerine kullanılmıştır. Tabii Avrupalılar bu kelimeye nefret dolu bir anlam yükleyerek cehennem zebanisi manasındaki “Tartar” şekline dönüştürmüşlerdir. Tarihte yaşayan Tatarlarla günümüzde Rusların Tatar adıyla dünyaya tanıttıkları insanlar arasında hiçbir bağ yoktur. Aksine Tatar adı Türklere verilen yanlış isimlerden biridir. Moğollar Tatarları hiç sevmezlerdi. Çünkü onlarla çok savaşmışlardı ve mağlup ettikten sonra Tatar savaşçılarını ordunun ön saflarında tutarlardı. Rus vakanüvislerin “… bunlar kimdi, nereden çıkmışlardı bilmiyoruz, ama adları Tatardı” dedikleri halk, Türklerden başkası değildi.

Kitap, Ermeni vakanüvislerin eserlerinden derlenerek oluşturulmuştur ve bir noktada birinci el kaynaklardandır.
 
     
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
           
 
 

Editörün Yazısı

Kenar Mahalle Çocukları

Uygarlığın güya öncüsü ve kurucusu olduklarını savhunan Batılı bilim adamları, dünya halklarını medeniyet skalasında tasnife tabi tutarken, özellikle Türkleri, Amerika’nın yerli halklarını ve Afrikalı milletleri görmezden gelirler ve bazen de lutfedip incelenmeye değmez “kenar mahalle” kültürleri olarak takdim ederler. 

Devamı ...

Gumilev ve Zamanı

Lev Nikolayeviç Gumilëv (Gumilòff okunur) 80. doğum yıldönümünü kutlarken "artık bütün Rusya'da meşhur oldumdiyordu kendi kendine ama ne akademik çevreler, ne de geniş halk kitleleri seksen yaşındaki bir adamın doğum gününe fazla itibar etmemişlerdi. Yüzüne karşı ve hatta arkasından "üstad-ı azam" diyorlardı ama kitaplarını ellerine almaktan korkuyorlardı. 

Devamı ...

Biruni ve Zamanı

4 Eylül 973 yılında Batı Harezm’in başkenti Kat şehrinebağlı bir köyünde veya bizzat başkentin bir kenar mahallesinde, muhtemelen fakir bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen bir bebeğin, yıllar sonra adını tarihe altın harflerle kazıttıracak, allâmeler allâmesi, üstatlar üstadı olacağını o zamanlar kimse tahmin bile edemezdi.