|
Makaleler
|
4 Eylül 973 yılında Batı Harezm’in başkenti Kat şehrine[1]bağlı bir köyünde veya bizzat başkentin bir kenar mahallesinde, muhtemelen fakir bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen bir bebeğin, yıllar sonra adını tarihe altın harflerle kazıttıracak, allâmeler allâmesi, üstatlar üstadı olacağını o zamanlar kimse tahmin bile edemezdi.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Uygarlığın güya öncüsü ve kurucusu olduklarını savhunan Batılı bilim adamları, dünya halklarını medeniyet skalasında tasnife tabi tutarken, özellikle Türkleri, Amerika’nın yerli halklarını ve Afrikalı milletleri görmezden gelirler ve bazen de lutfedip incelenmeye değmez “kenar mahalle” kültürleri olarak takdim ederler.
|
|
Devamını oku...
|
|
Üstat Adil Yakubov'un anısına... |
|
|
|
|
Özbekistan’a ilk gidişim, ülke bağımsızlığını henüz ilan etmiş olduğu için, yine Rus konsolosluğundan alınan vize ile mümkün olabilmişti. Yıllar sonra ata yurdumuz, ata kucağımız Türkistan’a ayak bastığımda, teneffüs ettiğim havanın, ata yurdumun insanlarının, öz karındaşlarımın hararetli kucaklamaları arasında bende yarattığı heyecanı kelimelerle anlatmak benim için hâlâ zordur.
Aradan altı ay geçtikten sonra, bir Özbek dostumun İstanbul’a gelirken bana hediye ettiği “Uluğbeyin Hazinesi” adlı romanın çevirisi tarafımdan yapılmış ve eser nihayet basılmıştı. İşte ikinci gidişim, koltuğumda Özbek kardeşlerimize Türkiye’den götürdüğüm bu hediye sebebiyle hem bende, hem onlarda daha derin bir heyecan yaratmıştı.
Taşkent’e varışımdan bir gün sonra, nihayet büyük üstat -ki Özbekistan’daki tüm yazarlar ona “üstat” diye hitap ederlerdi- bizi evinde bekliyordu. Kapının zilini çaldığım zaman melek yüzlü bir insanla karşılaşacağımı doğrusu hiç tasavvur etmemiştim. Kapıyı bizzat kendisi açmış ve “Kelinler, kelinler, ayaklarıngıznı eçmengler.. bu uyde milyonluk gılemler yok..” diyerek büyük bir tevazu sergilemiş; beni hararetle kucaklayıp “Hoş kelipsen, balam” deyip alnımdan öpmüştü.
|
|
Devamını oku...
|
|
Lev Nikolayeviç Gumilëv (Gumilòff okunur) 80. doğum yıldönümünü kutlarken "artık bütün Rusya'da meşhur oldum" diyordu kendi kendine ama ne akademik çevreler, ne de geniş halk kitleleri seksen yaşındaki bir adamın doğum gününe fazla itibar etmemişlerdi. Yüzüne karşı ve hatta arkasından "üstad-ı azam" diyorlardı ama kitaplarını ellerine almaktan korkuyorlardı. Ne de olsa geçmişte defalarca tutuklanmış; rejim muhalifi damgası yemiş; sürgün kamplarında çile doldurmuş aykırı bir tarihçi, aykırı bir şair, coğrafyacı, etnogenesiz tezinin ve Rus etnolojisinin babası ama aynı zamanda Bolşevik yönetimi tarafından vatan hainliğiyle suçlanarak kurşuna dizilmiş zâdegân sınıfına mensup bir askerin ve meşhur şaire Anna Ahmetova'nın oğluydu..
XX. Yüzyıl Sovyetler Birliği'nde pekçok tarihçi, birçok kabiliyetli ve profesyonel araştırmacı, A. Zimin, M. Tixomiroff, B. Rıbakoff, R. Vipper gibi gözde ilim adamları vardı ama A. Toynbee'ye cevap vermek, onun koyduğu terminolojiyi değiştirmek Gumilëv'a nasip olmuştu. Sovyet İlimler Akademisi'ne seçilmesine seçilmişti fakat içeride "üsttekiler", "alttakiler" kavgasıyla meşgul olan akademik çevre, onu ilmi neşriyat kadrosundan çıkarmış; 1982'de ise, akademik dergilerde ve "Nauk" periyotlarında makalelerinin yayınlanmasını yasaklamıştı..
|
|
Devamını oku...
|
|
Vasily Viladimiroviç Bartold |
|
|
|
|
“Peterburg’da burjuva bir ailede dünyaya geldim” diye başlıyor Vasily Viladimiroviç Bartold (Rusça imla ile Bartol’d) hayat hikayesine. Babasından çocuklarına intikal eden varlık, Bartold’un tahsil hayatını ve daha sonraki araştırmalarını, bu araştırmalar için yaptığı gezilerini finanse etmeye fazlasıyla yetmiştir. 1869’da dünyaya gelen Bartold’un annesinin dedesi de Hamburg’da yaşayan Luther mezhebinden bir papaz olmasına rağmen Rusya’ya yerleşmişti. Genç Bartold, henüz çocuk yaştayken Almancayı ve Batı Avrupa’nın bazı başka ilim dillerini öğrenmişti. “Babam çok iyi bir eğitim görmemesine rağmen, - diye devam ediyor Bartold, - yine de bende bir ilim aşkı uyandırmıştı; daha çocukluk dönemimde bende tarihe karşı zayıf bir kabiliyet olduğunu hissetmiş, beni hararetle teşvik etmiş, ticaretin maddi kazanç sağlayacağını, ama bilimin verdiği zevki asla vermeyeceğini” telkin etmişti.”
|
|
Devamını oku...
|
|
|
|
|
|
|
|
Editörün Yazısı
Kenar Mahalle Çocukları
Uygarlığın güya öncüsü ve kurucusu olduklarını savhunan Batılı bilim adamları, dünya halklarını medeniyet skalasında tasnife tabi tutarken, özellikle Türkleri, Amerika’nın yerli halklarını ve Afrikalı milletleri görmezden gelirler ve bazen de lutfedip incelenmeye değmez “kenar mahalle” kültürleri olarak takdim ederler.
Devamı ...
Gumilev ve Zamanı
Lev Nikolayeviç Gumilëv (Gumilòff okunur) 80. doğum yıldönümünü kutlarken "artık bütün Rusya'da meşhur oldum" diyordu kendi kendine ama ne akademik çevreler, ne de geniş halk kitleleri seksen yaşındaki bir adamın doğum gününe fazla itibar etmemişlerdi. Yüzüne karşı ve hatta arkasından "üstad-ı azam" diyorlardı ama kitaplarını ellerine almaktan korkuyorlardı.
Devamı ...
Biruni ve Zamanı
4 Eylül 973 yılında Batı Harezm’in başkenti Kat şehrinebağlı bir köyünde veya bizzat başkentin bir kenar mahallesinde, muhtemelen fakir bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen bir bebeğin, yıllar sonra adını tarihe altın harflerle kazıttıracak, allâmeler allâmesi, üstatlar üstadı olacağını o zamanlar kimse tahmin bile edemezdi.
|