KÖHNE DÜNYA - ISBN 975-8839-10-6 Adil Yakubov'un ölümsüz klasiklerinden bir diğeri. Bir yanda Gazneli Sultan Mahmud'un bazen sırtını sıvazladığı, bazen ensesine bir tokat indirdiği; küçük yaşta yetim kalmış, fakirlik ve yoksullukla geçen hayatına rağmen, zamanının ordinaryüs profesörü olmuş Ebû Reyhan el-Biruni.. Diğer yanda, Gazneli Mahmud'un kendisini tedavi ettirmek için her yerde arattığı, ayağına elçiler gönderdiği, ‘allame-i zaman, hekim-i devran, şeyh'ur reis ve üstad’ ünvanlarıyla anılan İbn-i Sina.. Öte yanda, yakalandığı amansız hastalığın pençesinde evhamlar içinde kıvranan Gazneli Sultan Mahmud! Zamanın üç devi.. Ve bu üç devin birbiriyle amansız mücadelesi.. Saltanatla ilmin, kılıçla kalemin savaşı.. Sahte İbn-i Sinalar'ın, sahtekârların, devlet başkanını yanıltan ve yanlış yönlendiren aç gözlü vezirlerin (bakanların) dünyası...
ADALET MENZİLİ - ISBN 975-8839-24-1 Üstad Adil Yakubov'un Uluğbey'in Hazinesi'nden sonra en büyük eserim dediği bu kitap, 90'lı yıllara doğru, dünya tarihinde ilk defa bir ülke ve halkın top yekün hırsızlıkla suçlandığı bir olayın hikayesini konu edinmektedir. Dünya basınına Uzbek affair (Özbek davası) adıyla geçen bu suçlama sırasında Moskova'dan gönderilen Ermeni müfettiş Gdilyan'ın orada haksız yere yok ettiği bir ailenin dramının, yakılıp yıkılan ocakların küllerinin izlerini göreceksiniz. Özbekistan'da bağımsızlıktan sonra yazılan ve hemen filmi de yapılan bu eserde anlatılan olaylar gerçekten aynıyla vuku bulmuş hadiselerdir.
SON DENİZE KADAR - ISBN 975-8839-14-4 Rus yazar Wasili Yan veya Yançevetsky'nin onüç yılda yazdığı muhteşem belgesel
SON TİMURLU - I. Cilt- ISBN 975-8839-01-2 Bu roman, bir Özbek daha doğrusu bir Türkistan klasiğidir. Özbek yazar ve tarihçi Pirim Kadirov tarafından iki büyük cilt halinde kaleme alınan ve yirmi yıllık bir çalışmanın ürünü olan bu tarihi, belgesel roman, tarihi seviyorum, ama akademik kitaplar arasında boğulmak istemiyorum diyenlere özellikle tavsiye edilir. Son Timurlu, bilhassa Batılı tarihçilerin cehaletlerinden dolayı yanlışlıkla Büyük Moğollar diye adlandırdıkları, bizdeki bazı sözüm ona tarihçilerin de aynı yanlışı tekrar ederek Moğollar yakıştırması yaptığı Büyük Mugallar'ın yani Hindistan Babür Türk İmparatorluğu'nun, son Timurlular'ın, Baburilerin baştan sona macerea ve dramalarla dolu hayat hikayesidir. Türk halkının kendine özgü bir alfabesi olması gerektiğini düşünen ilk ve tek Türk padişahı Babür'dür. Hatta bu amaçla Sığnak alfabesinden faydalanarak kendine göre bir alfabe geliştirmiş, bunu öğretmek için Buhara'da medreseler açmış, fakat Uluğbey zamanında yaptıklarını pervasızca tekrarlayan Nakşibendiler'in din elden gidiyor teranesiyle başlattığı saldırılar karşısında okulları kapatmak zorunda kalmıştır. Şeybaniler tarafından Türkistan'da hayat hakkı tanınmayan son Timurlular'ın bir avuç insanla Hindistan'a geçmelerinden sonra yaklaşık üçyüz yıl ayakta kalan büyük bir imparatorluğun kuruluş hikayesi, ne yazık ki Şii-Sünni çatışmalarının da ayyuka çıktığı bir döneme rastlamaktadır. O dönemde bu mezhep kavgaları öylesine artmıştı ki, bizde Molla Cami olarak bilinen Abdurrahman Cami bile sonunda bu kavgalardan yaka silkerek Ne sünninin itiyim, ni şianın eşeği! demek zorunda kalacaktır.
SON TİMURLU - 2. Cilt - ISBN 975-8839-23-5 Büyük Mugallar denilen Babüriler'in, başka bir deyişle son Timurlular'ın çile ve maceralarla dolu hayatı. Ekber'in dünya tarihinde ilk defa büyük bir cesaret sergileyerek dört bölümlü bir tapınak yaptırıp, Mecusi, Yahudi, Hristiyan ve Müslümanları bir çatı altına toplama girişimi. Din adamlarıyla saltanat arasındaki amansız savaş, Osmanlı'da görmeye alıştığımız bildik kardeş kavgaları.. Portekizliler'in, İngilizler'in daleveralarıyla önce çatırdayan, sonra yıkılan, zamanının en güçlü Türk imparatorluğunun son bulan hazin hikayesi.. Tamamıyla gerçek olaylar ve belgelere dayanan bu tarihi roman, türünün en iyi örneklerindendir. Aynı zamanda bir Özbek klasiği olan bu eser, tarihi seviyorum, ama kalın kalın akademik kitaplar arasında boğulup kalmak istemiyorum, diyenler için yazılmıştır.
ÖTGEN KÜNLER - ISBN 975-8839-25-X (Geçmiş Günler) 18. Yüzyıl Türkistan tarihinin en karanlık günlerinin ve emsalsiz bir aşkın hikayesi. Türkistan'da Türk romancılığının babası sayılan ve Ruslar tarafından şehit edilen bağımsızlık mücadelesinin öncüsü, fikir ve dava adamı Abdullah Kadiri'nin en baş yapıtı. Ruslar'ın topuyla tüfeğiyle bastırıp geldiği günlerde Türkistan'daki hanlıkların birbirinin eteğini kaldırmakla meşgul olduğu, Kıpçaklar'ın Özbekler tarafından kılıçtan geçirildiği günlerin hazin hikayesi. Kuma belasının nasıl korkunç bir şey olduğunun en çarpıcı örneği. Filmi Türkiye'de de Türk Dünyası Film Festivalinde gösterilen Ötgen Künler, pek çok dile çevrilmiş bir Özbek klasiğidir.
OSMANLI'NIN ÇÖKÜŞ DÖNEMİNDE ARAP CASUSLARI - ISBN 975-8839-36-5 Aaaron Aaronson adlı bir Yahudi, Cemal Paşa'nın huzurunda Osmanlı valisinin odasına girerek, taşkınlık yapar ve çizgiyi aşar. Cemal Paşa, Aaronson'a "Seni şimdi şurada astırsam ne diyeceksin?" der. "Hiçbir şey demem, paşa hazretleri!" diye karşılık verir Aaronson. "Yalnız, benim yaşlı bedenimin darağacından yere düşerken çıkardığı ses Amerika'da duyulacaktır!" Cemal Paşa ağzını açıp bir şey diyemez. Vaka daha sonra okkalı bir intikam alacak ve Aaronson ailesini neredeyse tamamıyla ortadan kaldıracaktır.
ALBAN TARİHİ - ISBN 975-8839-40-3 Bu kitap, şimdiki Azerbaycanda yaşayan Udinlerin dedeleri Albanların, son Hunların, Hazarlar'ın, Peçeneklerin, Eftalitlerin, Terekemelerin, Arap ve Perslerin birinci el kaynaktan, Miladi VII. Yüzyılda Kalankatlı Moses tarafından kaleme alınan bir eserden nakledilen hikayesidir.
TARİH-İ REŞİDİ - ISBN 975-8839-47-8 Geride Bıraktıklarımızın Hikayesi Hindistan'da Babür Türk İmparatorluğu'nu kuran Babür'ün teyze oğlu ve Moğulistan'daki Duğlat kabilelerinin önderi ve beyi Mirza Haydar Duğlat'ın, bir tarih yazarı olarak değil, aynı zamanda tarihi yapan kişilerden birisi olarak kaleme aldığı "Tarih-i Reşidi" adlı bu eser, 16. Yüzyılda Orta Asya, Uyguristan, Moğulistan, Tibet ve şimdiki Pakistan'da geçen olayların, diğer bir ifadeyle geride bıraktıklarımızın hikayesidir.
ERMENİ KAYNAKLARINDA Ermeni kaynaklarında ve kitapta geçen “Tatar” kelimesi Türkler yerine kullanılmıştır. Tabii Avrupalılar bu kelimeye nefret dolu bir anlam yükleyerek cehennem zebanisi manasındaki “Tartar” şekline dönüştürmüşlerdir. Tarihte yaşayan Tatarlarla günümüzde Rusların Tatar adıyla dünyaya tanıttıkları insanlar arasında hiçbir bağ yoktur. Aksine Tatar adı Türklere verilen yanlış isimlerden biridir. Moğollar Tatarları hiç sevmezlerdi. Çünkü onlarla çok savaşmışlardı ve mağlup ettikten sonra Tatar savaşçılarını ordunun ön saflarında tutarlardı. Rus vakanüvislerin “… bunlar kimdi, nereden çıkmışlardı bilmiyoruz, ama adları Tatardı” dedikleri halk, Türklerden başkası değildi.
HAZAR ÇALIŞMALARI - ISBN 975-8839-44-6 Amerikalı tarihçi ve Hazarlar konusunda yaşayan en büyük uzman olan Peter Golden'in kılı kırk kırk yaran titiz bir çalışması. Hazarlar konusunu tarih, coğrafya, kaynak ve özellikle dilbilim açısından dikkatli bir şekilde ele alan bu kitap, sahasında yapılmış en önemli çalışmalardandır.
TÜRKLERİN VE TATARLARIN KÖKENİ - ISBN 975-8839-31-4 Batılı tarihçiler ve oryantalistler yıllardır yaptıkları yayınlarla beyinlerimizi öylesine yıkadılar ve bizi kendi tarihimizle ilgili konularda öylesine yanlış şartlandırdılar ki, artık şartlandığımız konularda doğrusunu işittiğimiz veya okuduğumuz zaman dahi, gerçekleri kabul etmeyi bir türlü kabullenemiyoruz.
TÜRK HALKLARININ KÖKENİ - ISBN 978-975-8839-58-5 Laypanov ve Miziyev, her ikisi de Kafkas asıllı, Karaçay-Malkarların bağrından çıkmış araştırmacılardır. Kaleme aldıkları bu küçük hacimli kitap, konuyla ilgilenen okuyucuların bir baş ucu kitabıdır.
DOGU AVRUPADA TÜRKLÜK - ISBN 975-8839-42-x
KIRGIZLAR VE KAZAKLAR - ISBN 975-8839-49-7
KAZAKİSTAN VE KAZAKLAR - ISBN 978-975-8839-45-4 Bu eser Kazakistan Bilimler Akademi tarafından o bölgenin en seçkin bilim adamlarına hazırlatılarak yayınlanmıştır. Kazakistan’da üniversitelerde ders kitabı olarak da okutulmaktadır. Kazakistan ve Kazaklar konusunda yazılmış en derli toplu ve bilimsel kitaptır.
ÇİN KAYNAKLARINA GÖRE BATI TÜRKLERİ - ISBN 975-8839-46-2 Mükemmellikte Liu Mau-tsai'nin eserinden hemen sonra gelen bir diğer çalışma Fransız Sinolog E. Chavannes'in BatıTürkleri adlı eseridir. Bu iki eser, kadim Türkler konusunda Çin kaynaklarına dayanılarak yapılan en az hatalı, en az eksikli çalışmalardandır.Bugüne kadar eski Türklerle ilgili kitaplar, genellikle Çin, Bizans, Arap ve Pers kaynaklarından faydalanılarak yazılmış,ama asıl kaynaklar çevrilip yayınlanmamıştır.Gumilev'in dediği gibi, Bir milletin tarihini biraz da onun düşmanlarının yazdıklarına bakarak okumak gerekir.
Eski Türklerden günümüze yetip gelen yazılı kaynaklar sadece taş kitabelerdir. Ama, E. Chavannes'in dediği gibi, onlar da tek başlarına bir halkın tarihini yeniden kurmaya yetmemektedir. İşte bu noktada Çin yıllıkları nispeten imdadımıza yetişmektedir ki,şu ana kadar Liu Mau-tsai'nin çalışması, sahasında yapılan en iyi ve en mükemme çalışmadır.
KÜRTLEŞEN TÜRKLER - ISBN 975-8839-48-9 Hiçbir etnolog dili etnik işaret kabul etmez. Dolayısıyla herhangi bir kişinin şu veya bu dili konuşuyor olması, o dilin ait olduğu halka mensup olmasını gerektirmez. Tıpkı bunun gibi herhangi bir insanın pasaportunda “…. Cumhuriyeti Vatandaşı” yazması da onun o etnik kütleye aidiyetini göstermez, ama vatandaşlık bağıyla bağlı olduğunun belgesidir. Atatürk’ün “Türkiye Cumhuriyetini kuran halklara Türk denir” sözü de belki birleştirici, diplomatik ve siyasi içerikli bir sözdür. Çünkü Türkiye Cumhuriyetini kuranlar yalnızca Türklerdir. Diğer azınlık olanların bu cumhuriyetin harcında önemli bir katkıları yoktur, hatta bazıları, örneğin Kürtler, destek olmak yerine çıkardıkları iç isyanlarla destek yerine köstek olmuşlardır. Biz bu ülkenin esas unsuruyuz, cumhuriyeti birlikte kurduk kabilinden sözler, yalnızca bir safsatadır ve bazı siyasilerin oy kaygısıyla ağızlarından düşürmedikleri saçma bir iddiadır.
TÜRK DÜNYASI AİLE VE AKRABALIK Çok geniş coğrafyada yaşayan halkların akrabalık terimleri de oldukça zengindir ve çoğu kez birinde herhangi bir akrabayı işaret etmek için kullanılan bir sözcük, aynı topluluğa mensup başka bir halkın dilinde çok değişik bir anlam ifade edebilir. Örneğin enişte kelimesini yalnızca bizler kullanırız. Özbekler paçça derler. Evsin, bizde avcıların avlanırken hayvanlardan gizlendikleri yere denir, ama Özbeklerde bu kelime “elti” anlamındadır. Keza bacı kelimesi bizde kız kardeş, baca ise evlerde duman çıkması için yapılan boşluktur. Ama “bacı” ve bazen “baca” kelimesi Özbeklerde “bacanak” demektir. Fakat kaynana, kaynata, kayınbirader gibi sözcüklerin ana unsurunu oluşturan “kayın” kelimesi tüm Türk halklarında ortaktır.
|
|
|
|
|